Hulya altın  (50 views)

What is Hulya doing now?

sen çekilirsen aradan tecellı eder yaradan
More than 1 month ago  ·  Comment »

Age

20

Location

SALİHLİ, Turkey

Birthday

January 2
 
Advertisement

Info

Age

20

Birthday

January 2

Location

SALİHLİ, Turkey

 

About Me

MUHAMMEDİM
22/7/2007
neyleyim sen yok isen bu hayatı


en güzel günlerimi seninle yaşadım


hüzünlerime ortak hayatıma bin neşe kattın


inanmazsın inanamazsın söylesemde sana olan sevgime


rahatlamıştı yorgun gönlüm seninle


dertlerime derman yaralarıma melhem olmuştun


eşi bulunmayan gökteki en parlak yıldızdın


ağzımda hep senin senin ismin bir an bile düşmedi


çınlıyordu kulaklarım hep senin adınla


H.z MUHAMMED H.zMUHAMMED


aklımda hep o güzelim cennetim


rüyalarımı güzelliklerin sardı


kaderimin en güzel yanıydın sen


seni ilk anlattıklarında ismini duyunca


en güzel hayat benim hayatım dedim


ya ALLAH ya ALLAH ya ALLAH


ne güzel bir isimdi huzur buluyordum söyledikçe


ve şimdi gerçek huzuru arıyorum


sana erişmeyi hayal ediyorum


nur yüzünü görmeyi ayaklarında köle olmayı hayal ediyorum

Mümin Müminin Aynasıdır

Anadolu evliyasından “Atâ Efendi”ye, bir gün mahalleden birkaç kişi gelip,
- Efendim, “Mümin, müminin aynasıdır” deniyor. Bu ne demek? diye sordular.
- “Anlatayım”, buyurdu.
Ve şöyle anlattı:
Bir gün, Peygamber Efendimiz, Eshabın büyükleriyle bir yerde otururken yanlarına edepsiz biri gelip hakaret etti.
- Efendimize mi hakaret etti?
- Evet. “Senin kadar kötü, senin kadar çirkin birini görmedim”dedi Efendimize.
- Eshab-ı kiram ne yaptılar peki?
- Efendimize baktılar. Bir işaret etse, parçalayacaklardı adamı.

“Doğru söylüyorsun!”
Sordular yine:
- Efendimiz bir şey buyurdular mı?
- Evet, “Doğru söylüyorsun”buyurdular.
Ve devam etti anlatmaya:
O edepsiz adam gitti. Az sonra hazret-i Ebu Bekir geldi oraya. Efendimizi görünce,
- “Yâ Resulallah! Ömrümde senin kadar güzel, senin kadar sevimli bir kimse görmedim”dedi.
- Efendimiz ne buyurdular peki?
- Yine “Doğru söylüyorsun”, buyurdular.
- Çok şaşırdık efendim, ikisine de “Doğru söylüyorsun” buyurmuşlar.
- Evet. Eshab-ı kiram da şaşırdılar ve “Yâ Resulallah! O adama da doğru söylüyorsun dediniz, Ebu Bekir’e de. Hikmeti nedir?” diye sordular.
- Efendimiz ne buyurdu peki?
- “Ben aynayım”, buyurdular. “Bana bakan, kendini görür. İkisi de kendilerini görüp, gördüklerini söylediler”.

Kul hakkı mühimdir
Bir gün de cemaatine;
- “Ahirette her şeyden hesap var”, buyurdu. “Hele kul hakkı çok mühimdir.”
- Efendim, kul hakkı, sadece maddî şeylerde mi olur? diye sordular.
- “Hayır, manevî de olabilir”, buyurdu. Mesela “gıybet”.
- Gıybet kul hakkına girer mi ki?
- Elbette. “İftira” da kul hakkıdır, “Su-i zan” da. Hatta “Mümine sert bakmak” bile kul hakkına girer.
- Peki ne tavsiye edersiniz efendim?
- Ölmeden önce helallaşın. Yoksa çok zor olur ahirette, çaresi bulunmaz. Çünkü cenab-ı Hak kul hakkını affetmiyor. Helallaşmaktan başka çare yoktur.
Gülümse!..

Fakat cenneti kazanmışçasına değil tabiî;
Doğduğun güzel fıtrat için.
Onun ümmetlerinden biri olarak yaşadığın için.
Duyduğun ezan sesi, kıblen Kâbe olduğu için.
Öldüğünde Azrail’le buluşup,
Rabb’e kavuşacağın an için.
Hiç değilse be tatlı insan,
Razı olduğun Allah’ın rızası için,

Gülümser misin
KALBİNİ TUT, UMUTLARINA TUTUN.



(I)
Umutlarına tutun.
Gözlerin, Yakup sabrıyla seyreylediği bir direnişle karşılasın sıkıntılarını.
Kalbin, kuyularda ümidini diri tutan Yusuf’un çaresizliğiyle beklesin kurtuluşunu.
Düşüncelerin, iffetine suskunluk yeminleri etmiş Meryem kadar sessiz anlatsın masumluğunu.
Özlemlerin, Medine’de Muhammed’in(s.a.v) gelişini bekleyen insanların coşkusuyla karşılasın vuslatını.

(II)
Düşüncelerine tutun.
Kendi vicdanının yargıcı,
kendi günahının tövbekarı ol.
Kendi acısının sabredeni,
kendi sıkıntısının ilacı,
kendi dertlerinin dermanı ol.
Kendi yalnızlığının dostu,
kendi cümlelerinin anlamı,
Kendi sessizliğinin sesi ol.

(III)
Kalbine tutun.
Hayatın sana bırakılan sokaklarına, karmaşık duygularını kapıların arkasına kilitleyerek çık. Bütün yürüyüşlerin, bütün yolların sonu kendinde bitsin. En çok da kendine özlem duy. Aynada gördüğün yüzün, kalbindeki senden başkası olmaması için özlemlerine tutun. Yol uzun, vakit kısa. Zamanın hayat törpüleyen basamaklarından, ömrümün son durağına esenlikle gitmek istiyorsan, en çok kendini özle. En çok kalbine, kendine tutun.
Çünkü;
Hayat bilmeli ki aslolan, Muhammed’in (s.a.s) Hira’dan hayatın merkezine indirdiği cümlelerin oluşturduğu yankıdır.
Hayat bilmeli ki aslolan, ölümün gözlerine yaşarken bakabilmektir.
Hayat bilmeli ki aslolan, kalbinin gerçek sahibine sı Gönül, Hak’tan gayrı sevgi ve ilgilerle dolarsa orası “puthâne” olur.
Puthâne olmuş bir gönlün ise “aşk”ı olmaz.
Böyle bir gönlün toprağında nâdîde çiçekler açmaz. Çünkü böyle bir gönlün gıdası süfliyâttır.
Aşk çerisi olmadan da gönüldeki putları kırmak mümkün değildir.
Kâlp, Rabbânî ilhamların tecelligâhı olmalıdır. Bunun için de kâlp temizlenecek, pak bir “ayna”ya dönüşecek ki, dışarının “hakikât”i kendi lisânı ve muhtevasıyla içeriye, kalbe yansısın.
Tecellî gerçekleşsin.
Ezel ve ebed sırrını fısıldasın.
Gayb dünyâsından haberler versin.
Gönlümüzden dilimize hikmet pınarları aksın.
*
Öyleyse ölü kalbi canlandırmak...
Yüreği hisseder hale getirmek gerekmektedir.
Aşk yüreğe düştü mü, nefsânî ve dünyevi olan her şeyi yakıp kül etmelidir. Hazret-i Mevlânâ’nın “hamdım, piştim, yandım” demesini bu manâda anlamak gerekir.
*
Diriliş, ölümden sonra gelecektir.
Yokluğun ve yoksulluğun kapısında O’nunla yüzleşeceğiz.
Şairsek, bu kâbiliyeti O verdi.
Sözü O yarattı.
Dağlar, denizler, ırmaklar O’nun eseri...
Söz, O’nun emaneti..
O’nu tanımak, doğru okumak, anlamak ve anlatmak...
İyi ve güzel olana çağırmak, kötü ve çirkin olandan uzak tutmak. Hem kendimizi hem de başkalarını...
Hem O’nun istediği gibi bir insan olmak, hem de O’nun istediği gibi şâir olmak...
*
Ama asıl sanatkâr olan O’dur.
Şâir, Sâni-i Zülcelâl karşısında acz ve fakrını asla unutmadan nefsinin vehimlerine fırsat vermemelidir.
Emânete ehliyet, böyle olabilir ancak.
O’nu söylemeyen dil sussun. Zira, hayır söylemeyen için hayırlı olan sükûttur.
Aczimizi bilmek,
Söz’le kibirlenenlerden olmamak gerekir.
Ten, canın; söz, gönlün aynasıdır.
Ayna kırılmadan benlik esâretinden kurtulup tecelli ile dolmak mümkün değildir.
Zâhirden daha önemli olan bâtındır.
Cevizin kıymeti kabuğunda değil içindedir.
Sûrete tapmadan mânâ güzelliğini idrâk etmek...
Rabbânî ilhâma tâlip olmak gerekir.
İlhâmât-ı Rabbânî ise tecellîdir.
Rabbânî ilham ise vahyin ışığından gelir.
Böyle şiir, şâirin zikri olur.
İster bir çiçeği anlatsın ister bir dağı,
İster sevinci anlatsın ister ayrılığı...
Ne söylersek söyleyelim O’nu söylemiş oluruz.
Çünkü gölge asıldan ayrı değildir.

Interests

Favorite Movies

>"...Eğer sağ elime güneşi,sol elime de ayı koysalar;vallahi ben bu davadan yine vazgeçmem."Efendimiz s.a.v
Hangi gönül var ki asırlardır sana meftun, sana tutsak, sana yangın, sana divane olmasın?..
 

Favorite TV Shows

ALLAH'IN SEVGİLİ BİR KULU

Allah'ın sevgili kullarından biri bir rüya görür; rüyasında kendisine şöyle denir: "Sabah olunca, karşına ilk çıkanı ye, ikinci çıkanı sakla, üçüncü çıkanın dileğini kabul et, dördüncü geleni üzme, beşinciden de kaç!"
Sabah oldu; dışarı çıktı. Yola koyulup gitti. Karşısına bir dağ çıktı. Bu koca dağı görünce şaşırdı. Kendi kendine şöyle dedi: Rabbim bana bunu yememi emretti. Sonra şöyle dedi: Rabbim bana gücümün yetmeyeceği bir şeyi emretmez. Onu yemeye karar verdi. Dağa doğru yürüdü. Yaklaştıkça dağ küçüldü. Tam yaklaştığı zaman koca dağ bir lokmaya dönüşmüştü. Onu tutup yedi, baldan tatlı buldu. Allah'a hamdetti, yürüyüp gitti.
Karşısına altından bir leğen çıktı. Şöyle dedi: Rabbim, bunu da saklamamı emretti. Bir çukur kazdı, onu gömdü. Yürüdü, az gittikten sonra dönüp baktı. Leğen toprak yüzüne çıkmıştı. Geri döndü, tekrar gömdü. Biraz gitti; baktı ki, yine çıkmış bir daha gömdü, yine toprak üstüne çıktı. Kendi kendine, "Ben emredileni yaptım." diyerek bırakıp gitti.
Karşısına bir kuş çıktı. Peşinden bir şahin onu kovalıyordu. Kuş ona şöyle dedi: "Ey Allah'ın sevgili kulu, beni sakla. Bana yardım et." Onu aldı. Koynuna sakladı.
Peşinden şahin geldi; şöyle dedi: "Ey Allah'ın sevgili kulu, ben açım. Sabahtan beri de bu kuşun peşindeyim. Onu yakalamak istiyorum. Kısmetime engel olma. Kendi kendine şöyle dedi: "Üçüncünün dileğini yapmam emri verildi, yaptım. Dördüncüyü üzmemem emredildi. Şimdi ne yapacağım? Bu işe şaştı. Sonra bıçak aldı; kendi uyluğundan bir parça et kesti, şahine attı; o da kapıp kaçtı. Daha sonra kuşu saldı.
Bundan sonra, yürüyüp gitti. Kokmuş bir leş gördü. Onu da bırakıp kaçtı.
Akşam olunca şu duayı yaptı: "Ya Rabbi, emrini yerine getirdim. Bu işlerin manası ne ise bana bildir."
Daha sonra, rüyasında şöyle anlatıldı: "Birinci görüp yediğin öfkedir. Önce koca bir dağ gibi görülür; sabırla öfke yutulursa, baldan tatlı olur. İkincisi iyi amelindir. Ne kadar saklarsan sakla; yine meydana çıkar. Üçüncüsü, sana bırakılan bir emanettir, ona hıyanet etme. Dördüncüsü şudur: Bir insanın sana bir dileği ulaşırsa, onu yerine getir; isterse sana lâzım olan bir şey olsun. Beşincisi gıybettir. İnsanların gıybetini edenlerden kaç."
Şüphesiz her şeyi bilen Allah'tır
 

Favorite Books

İNSANI ALDATAN DÖRT KELİME

Mevlâna Rûmi Rahimehullah der ki:
"Vakit keskin kılıç gibidir, ömrü kesiyor;O seni kesmeden evvel sen onu kes!..
Kalbî zikre devam et!.. Dilin kapılarını kapat!..Kalbin zikirle konuşsun, dilin hikmetle sussun..Huzur buluncaya kadar öyle ol, üstün zekâ sükut etmektedir.
Az ye, az konuş, az uyu..Ameli bırakmak ne kötü bir hal.. "İleride amel edeceğim" demek ondan daha beter bir haldir."
İbn-u Atâullah İskenderî'den naklen Ebu Muhammed Eş-Şa'ranî:
"Tüm insanlar dört kelime ile aldanmıştır:

EĞER
Birisi, eğer zengin olsaydım ibadet ederdim der,
Diğeri, eğer fakir olsaydım ibadet ederdim der,
Öbürü, eğer genç olsaydım ibadet ederdim der,
Başkası, eğer ihtiyar olsam ibadet edeceğim der.
İşte dilin bir fenalığı budur.

NEDEN
İlim oku! Neden okuyayım?
Sus! Neden susayım?
Konuş! Neden konuşayım?
Nedenle beden tembel olur, nedeni bırak!

NASIL
İbadet et! Nasıl edeceğim?
Çalış! Nasıl çalışacağım?.

KEŞKE
Keşke ben zengin olsaydım, hacca giderdim..
Keşke ölseydim, suç işlemeseydim..
Bunlar hep dil illetidir.. İstikamet yolundan insanı çeviren sebeplerdir.

Bunların tedavisi iki edepledir:
1-Ahireti dünyadan daha fazla tercih etmekle, tembellik zincirlerini koparmak ve kalbî zikretmek,
2-İşi zamanında yapmak, ertelememektir.
 

Favorite Quote

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA''
Allah,
er-Rahmân,er-Rahîm,
el-Melik,el-Kuddûs,es-Selâm,
el-Mü'min,el-Müheymin,el-Azîz,el-Cebbâr,
el-Mütekebbir,el-Hâlık,el-Bâri',el-Musavvir,el-Gaffâr,
el-Kahhâr,el-Vehhâb,er-Rezzâk,el-Fettâh,el-Alîm,el-Kâbıd,
el-Bâsıt,el-Hâfıd,er-Râfi,el-Muiz,el-Müzill,es-Semi',el-Basîr,
el-Hakem,el-Adl,el-Lâtîf,el-Habîr,el-Halîm,el-Azîm,el-Gafûr,
eş-Şekûr,el-Aliyy,el-Kebîr,el-Hafîz,el-Mukît,el-Hasîb,el-Celîl,
el-Kerîm,er-Rakîb,el-Mücîb,el-Vâsi',el-Hakîm,el-Vedûd,el-Mecîd,
el-Bâis,eş-Şehîd,el-Hakk,el-Vekîl,el-Kaviyy,el-Metîn,el-Veliyy,
el-Hamîd,el-Muhsî,el-Mübdî,el-Muîd,el-Muhyî,el-Mümît,el-Hayy,
el-Kayyûm,el-Vâcid,el-Mâcid,el-Vâhid,es-Samed,el-Kâdir,el-Muktedir,
el-Mukaddim,el-Muahhir,el-Evvel,el-Âhir,ez-Zâhir,el-Bâtın,el-Vâli,
el-Müteâlî,el-Berr,et-Tevvâb,el-Müntakim,el-Afüvv,er-Raûf,
Mâlikü'l-Mülk,Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm,el-Muksit,el-Câmi',
el-Ganiyy,el-Muğni,el-Mâni',ed-Dârr,en-Nâfi',
en-Nûr,el-Hâdi,el-Bedî',el-Bâkî,
el-Vâris,er-Reşîd,
es-Sabûr
 

hi5 Games

Play hi5 Games

Hulya hasn't played any games recently.

Applications

Browse Applications

SuperFive!
Tired of the same old fives? Add SuperFive to do stuff to your friends: hug, slap, tickle and more!

 

hi5 Gifts

Give a Gift    Get hi5 Coins    View all

Hulya has no unwrapped gifts.
 

Comments | View All Entries


Title
body
 

Purchase additional coins

You need an additional: hi5 Coins hi5 Coins

Get Coins No Thanks